Uzun süredir aklımızda olan ama bir türlü kısmet olmayan Kapuzbaşı Şelaleleri’ne nihayet 2019 Haziran ayında gittik.

Geçmişte yolların bozuk olduğu ve tehlikeli olduğu ile ilgili duyumlar alıyorduk, bu yüzden erteliyorduk.

Kayseri’den Erciyes Dağı üzerinden Develi’ye, oradan da Yahyalı’ya geçtik. Alternatif olarak Kayseri-Adana yolu üzerinden geçilebilir.

Yahyalı ilçesinden şelaleye doğru devam ettik. Yolda önemli bir sorun yoktu. Tüm yol boyunca asfalt ve kenarlarda bariyer vardı. Çok kısa bir aralıkta bir-iki yerde bariyer olmayan bölüm vardı.

Yakıtınız gidiş ve dönüşe yetecek kadar olmalı, yolda akaryakıt istasyonuna rastlamadık. Belki de depo dolu olduğu için dikkat etmedik. Belli bir yerden sonra zaten yol tek olduğu için, haritaya ihtiyacınız olmuyor. (Kayseri’den 145 km.)

Şelalelerin olduğu bölgeye yaklaştığınızda devasa kayalıkların arasından ve hatta yolun üzerine doğru eğilmiş kayalıkların altından geçiliyor. Korkutucu olduğu kadar da muhteşem bir görüntü. Hızlıca geçip gitmek istiyorsunuz.

Yer yer duraklayıp, fotoğraf çekebilir, araçtan inip etrafı izleyebilirsiniz. Akan ırmakların yanında durabilir ve ayaklarınızı suya sokabilirsiniz. Ancak bu bölgelerde kayaların altına gelen yerlerde durmamanızı öneririm. Yukarıdan düşebilecek küçük bir taş parçası bile, çok yüksekten geleceği için hayati tehlike oluşturabilir.

2019 yaz ayında bu bölgede bir kaza olduğu haberini izledim. Maalesef genç bir kardeşimizin üzerine kaya parçaları düşerek hayatını kaybetmesine neden olmuş. Gidiş yolu üzerinde mi yoksa farklı bir bölgede mi ondan emin değilim.

Bölgeye yaklaştığınızda muhteşem bir yeşil manzara etrafınızı kaplıyor. Dağlar bir anda her tarafınızı sarıyor ve ne tarafa baksanız yeşil duvarlarla çevrili olduğunuzu görüyorsunuz. Mükemmel bir dağ havası var. Sessizliği, akan suların sesi bozuyor arada.

 

 

Şelaleler bölgesine kadar aracınızla gidebiliyorsunuz. Park konusunda önemli bir sorun yaşanmıyor, küçük sıkışıklıklar olabiliyor, kısa süre beklediğinizde yer bulabiliyorsunuz aracınıza. İsterseniz aracınızla şelalelere kadar girmeyip, pansiyonların bulunduğu bölgeye bırakabilir ve buradan yürüyüş yaparak 10-15 dakikada şelalelere ulaşabilirsiniz.

Kapuzbaşı ile ilgili bilgilere baktığımda Adana tarafından da gelebilenler olduğunu okudum ancak yol olarak Kayseri/Yahyalı tarafından gidilmesinin daha rahat ve sorunsuz olduğunu biliyorum. Araçla gelenler dışında, bu bölge aynı zamanda Aladağlar üzerindeki yürüyüş rotasının son durağı olarak biliniyor.

Soğuk olmayan bir saatte gidip, şelalelere mümkün olduğunca yaklaşabileceğiniz kadar yaklaşmanızı ve o havayı hissetmenizi öneririm. Islanmaktan korkmayın.

Biz öğleye doğru Kayseri’den yola çıktık, gezinti modunda yavaş yavaş gittik ve ikindi saatlerinde bölgeye ulaştık.

Geri dönmek için saat geç oldu ve açıkçası o yolu aynı gün dönmek istemedim. Şelaleleri kısa süre izledikten sonra pansiyonların olduğu bölgeye geldik. İlk sorumuz tabi ki köpeğimizi alır mısınız oldu. İlk sorduğumuz yer kabul etti, biz de başka araştırma yapmadan orada kaldık. Eşyaları odaya bırakıp tekrar şelaleler bölgesine yürüdük ve galeride gördüğünüz fotoğrafları çektik. Dünyanın en yüksek şelalelerinden biri olan bu şelale grubu, muhteşem büyüklükte bir kayanın içinden fışkırıyor.

 

 

Fotoğraf çekmek için gidiyorsanız tripod mutlaka olmalı. Uzun pozlama yapacaksanız ND Filtre bulundurmanızı da öneririm. Yoksa istediğiniz sonucu alamazsınız. Fotoğraf için 1 tam gün kalmanızı, sabah ve akşam saatlerini de içine alan bir süreyi orada geçirmenizi tavsiye ederim. Hem şelaleler için hem de bölgede başka fotoğraflar çekmek için rahat bir zamanınız olması gerekir.

Şelalelerin yanında kamp yapabiliyorsunuz. Biz fotoğraf çekimlerini tamamlarken bir kaç grup da şelalelerin yakınına kamp çadırlarını kuruyorlardı.

Şelaleler haricinde, köyün de içinden, yollarından ve her tarafından sular akıyordu. Misha da bu suyun tadını çok sevdi, hem içinde gezdi, hem doya doya içti 🙂

 

 

Aynı zamanda şelalelerin iki tarafından, ileride Zamantı ırmağına karışan çaylar akıyor. Bizim kaldığımız pansiyonun restoranının zemini, bu çayın üzerine kurulu cam platformdan oluşuyordu. Burada oturup görüntünün ve doğanın sesini dinlerken çay içmek oldukça keyifli. Ancak yaklaşık 2 bin metrelik bir yükseklik olduğu için yanınıza üşütmeyecek kıyafetler de almanızı tavsiye ederim.

 

Su sesleri eşliğinde geceyi geçirdik, sabah kahvaltısından sonra yola çıktık.

Doğa severler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yer. Kamp yapmak isteyenler için de yine bir o kadar elverişli. Ancak ortak elektrik, wc, duş vs. imkanların olduğu bir kamp bölgesi olarak düşünmeyin. Bu tür ihtiyaçlar için yakındaki pansiyonlardan yardım almanız gerekebilir.


Fotoğrafların tamamına Doğa kategorisi başlığından ulaşabilirsiniz.

Hız yapmayın, uykusuz yola çıkmayın, yolda oluşan konvoylarda sabırsız davranıp tehlikeli sollamalar yapmaya çalışmayın. Yolda giderken dikkatinizi çekecek şeyler olacaktır, dikkatinizi yola verin.